web tasarım & web tasarım

AKUT Gerçekte Ne İfade ediyor?

1996 yılında, dağcı arkadaşlar biraraya gelerek, AKUT’u, Arama Kurtarma Derneğini kurduk. Üç yıl boyunca, pek çok dağ kazasında, kaybolma olayında, sellerde, depremlerde tamamen gönüllülük ilkesiyle çalışan ekibimizle, zor durumdaki insanlara yardıma çalıştık, bazılarının hayatını kurtardık.

Başkalarının hayatı için kendi sağlığını ve hayatını hiç bir karşılık beklemeden tehlikeye atan bir grup gencin bu özverili çabaları, kısa sürede, bir kaç kişinin hayatını kurtarmaktan çok daha öte bir sonuca ulaştı. İnsanlara, böyle bir hareketin ne kadar önemli ve değerli olduğunu ve aslında hepimizin bu toprakları hatta bu dünyayı paylaştığımız diğer insanlara, daha da geniş görebilirsek bütün canlılara karşı bir sorumluluk taşıdığını, taşıması gerektiğini gösterdi.

Büyük Çinli bilge Konfiçyüs, dostluk – sevgi anlamına gelen, “jen” diye tanımladığı ve insanın en önemli iki erdeminden biri olarak gördüğü kavramla, “insanın insana iyilikçi ilgisinden” bahseder. Ancak bu ilgiyi, bu sorumluluğu hissedersek, ve gereklerini yerine getirebilirsek, önce yakın çevremizde ve kendi toplumumuzda, sonra da bütün insanlık içinde, sevgi ve kardeşlik bağlarını güçlendirebiliriz. Böylece, kendimizden sonraki kuşakların daha sağlıklı, daha huzurlu, daha mutlu olmasını sağlayabilir ve insanlığın daha ileriye gitmesine yardımcı olabiliriz.

Shakespeare bir eserinde, dünyayı oyuncuların sürekli girip çıktığı bir sahneye benzetmiş. Bu sahnede ne kadar aktif bir rol oynayacağınızın seçimi tamamen size kalmış. Bakanlardan mı, yoksa yapanlardan mı olacaksınız? Bütün farklılık bu çok önemli seçimde gizlidir.

Çoğunuz bilirsiniz, ünlü bir yazarın Meksika kıyılarında tatil yaparken başından geçen olayı. Yazar her sabah kaldığı yerin balkonundan, kıyıda koşup duran ve dans eder gibi hareketler yapan genç adamı izler ve ne yaptığını merak eder. Bir sabah onunla konuşmak için yanına gider. Genç adam, suların çekilmesinden dolayı kumda kalan on binlerce denizyıldızının arasında kumsal boyunca koşmakta ve onları denize atmaktadır. Yazar bu garip çabaya şaşırır, çünkü okyanus kumsalı çok uzundur ve kumda kalan denizyıldızları sayısızdır.

Genç adama boşuna uğraştığını, hiç bir şeyi değiştiremeyeceğini söyler. Bunun üzerine genç, eğilir ve kumdan aldığı bir deniz yıldızını okyanusa geri atar ve “Onun için değiştirdim” der.

1932 Erzincan depreminde, otuz iki bin dokuz yüz atmış iki kişi öldü. PKK bugüne dek otuz bin kişiyi katletti. Türkiye’de geçen yıl dört bin sekiz yüz elli iki kişi trafik kazalarında can verdi. İstanbul’da geçtiğimiz yıl çıkan yangınlarda atmış iki kişi hayatını kaybetti. AKUT ve Sivil Savunma Birlikleri, Ceyhan’da iki kişinin hayatını kurtardı.

İnsan hayatının bu kadar ucuz olduğu ülkemizde, Sercan’ı ve Hatice öğretmeni büyük bir enkazın altından, ölümün kucağından çekip aldık. Ülkemizde binlerle ölçülen ölümlerin yanında, iki can nedir ki? İki can çok şeydir dostlar. İki can, insanın insana karşı en büyük sorumluluğudur. İki can, bireylerin isterlerse neler yapabileceklerinin bir göstergesidir. İki can, insanın isterse en umutsuz anda bile her şeyi değiştirebileceğinin kanıtıdır. Bizim, kumsaldaki bütün deniz yıldızlarını kurtarmak gibi bir ütopyamız yok. Biz de her şeyi değiştiremeyeceğimizi çok iyi biliyoruz ama Ceyhan’da iki küçük deniz yıldızı için değiştirdik.

Haydi dostlar, bizi bekleyen daha çok deniz yıldızı var kumsalda, hepsine yetişemeyiz ama, hiç değilse bir avucunu daha denize geri atalım.

* bu yazı 17 ağustos 1999 depremi öncesinde yazılmıştır. ...

Ali Nasuh MAHRUKİ
www.nasuhmahruki.com

Yeniçağ Tanıtım Ajans - Gebze